Pes Etmek Yok!

Bir sokak kedisi istemezse, onu hiçbir insan bulamaz. Hatta benim gibiyse, alışveriş merkezlerinizde dolaşıp, toplu taşıma araçlarınızla gezer tozar; ruhunuz duymaz… Bütün iş, doğru zamanlama, hız ve soğukkanlılıkta.

Daçmin

 

Geçen hafta Karaköy tayfasından, Daçmin’i ziyaret ettim. Adı gibi egzotik zevkleri var. Önce İstanbul Modern’i gezdik. İnsanlara Perşembe günleri bedava, fakat yine de buraları hep tenha.  İçeri sızmak için alt kapıyı kullandık, otomatik kapıyı kolayca atlattık. Öyle eserler var ki orada bazıları beni içine çekiyor. Bakarken dakikalar uçup gidiyor.

 

Müzeden sonra, attık kendimizi yandaki nargilecilerin oraya. Burası tam bir kedi cenneti. Rengârenk rahat yastıkların arasına karıştık, Daçmin’in yakaladığı size fazla egzotik gelecek lezzetlerden atıştırdık. Uzandık en konforlu, göze batmayan yere; başladık garson yakalamaya çalışan adamın komedisini izlemeye…

Belli efendi adam, bu diyarda yaşasa da bizden daha yabancı. Garsonla göz göze gelmek için kıvranıyor. Baktı olmuyor, vücudunu acayip şekillere sokarak dikkat çekmeyi umuyor. Üç garson ise, birbirleriyle konuşmaya dalmış, dünya kendilerinden ibaret sanmış. Fatih, gemilerini az öteden geçirse fark etmeyecek halde, futbol muhabbeti yapıyor.

 

Adam baktı olmuyor, el sallamaya başlıyor. Kısa boylu garson, tam o sırada ona doğru dönüyor. Bizimki, oh gördü, diyor rahatlıyor. Yok öyle yağma; garsonun gözleri adama dönük ama kendisi transta. Bakıyor fakat görmüyor.

Adam dayanamıyor… Yerinden kalkıp garsonun gözüne baka baka işaret diliyle derdini anlatmayı deniyor. Garson büyük bir ciddiyetle önündeki boş masadaki tuzlukların simetrisini düzeltme oyunu oynuyor.

En sonunda adam, gırtlağından çığlık atarcasına bir ses çıkarıyor. Garson dönüp, biraz da “ne oluyor yani,” dercesine sitemkar bakışlarla adamın yanına gidiyor. Efendi adam bu olaydan bir ders çıkardı mı bilinmez; fakat garsonun çıkarmadığı su götürmez.

Şimdi, bu yazıyı okuduğunuz dönemde Youtube yasaklı değilse, şu çok anlamlı reklam filmini izleyelim, sonra kaldığımız yerden devam edelim:

http://www.youtube.com/watch?v=gCwZ0w-EbtM

Kısacası kural şudur: “Aşçınla, garsonunla iyi geçineceksin, yoksa sana ne yedireceğini asla bilemezsin.” Fakat onlar da azıcık işini yapmaya çalışsa olmaz mı?

Page 1 of 3 | Next page