Site İçi Arama
Kategoriler
Sarman´ın Tavsiyeleri

Kurabiye

Sanılanın aksine, biz kediler her zaman içgüdülerle hareket etmez, her şeyi deneme/yanılma yoluyla öğrenmeyiz. İzleyerek, görerek de öğreniriz. Fakat öğrense de heveslerine yenilen çok olur. Hem de iki defa! Çünkü heves iki kere patlar!

Sokağın fırlama kedisi Kurabiye kuş avına çıkıyor… Saklanıyor, bekliyor, geriliyor, atlıyor. Fakat havada takla atıp, kuşun durduğu yere kafa üstü düşerken çenesini çat diye kapadığında, kuş 5 metre yukarıda kanat çırpıyor. Hatta bir de göz kırpıp, üzerine bombaları bırakıyor.

Kurabiye, hayatında sadece bir defa bir kuş yakalayabildi. O da iki kuşun yanlışlıkla havada birbirine çarpmasıyla, kısa süreli şaşkınlık yaşayarak yere düştükleri zamandı. Hemen atılıp, birini dişleri arasına aldı. Mahalleli hayretle gözlerini açtı… Tam işini bitirecek; az ötede diğer kuşu gördü. Artık yakalayabiliyor ya, zafer sarhoşluğuyla ağzındakini bırakıp, onu da yakalamaya sıçradı. Avlayamadığıyla kalmadı, elindekinden de oldu, Kurabiye.

Tanıdık geldi mi bu hikâye? Geldiyse beni takip edin. Heves niye patlar ne zaman patlar, niye iki kere patlar, beraber keşfedelim. Belki de bir çözüm yolu bulup, hevesi, bize oyun oynamadan nakavt edelim.

 

Birinci heves patlaması: Şampanya Patlaması

Arzularımız mı bizi yönlendirir; biz mi arzularımızı? Bir şampanya şişesi düşünün, içindeki gaz arttıkça, basınç yükseliyor. Şişe sallanıyor, içindeki sıvı köpürüyor, yerinde duramayacak hale geliyor. Tıpanın çıkması için adeta çıldırıyor. Sonunda kapak açıldığında tüm gücüyle dışarı fışkırıyor. Hiçbir engel tanımıyor! Formula 1 yarışlarında şampiyonları ıslatan şampanyalar gibi, heveslerimiz gibi.

Günümüz koşullarında hırslarımız ve köpürtülen isteklerimiz şişenin içinde gazı biriken şampanyaya benziyor. Reklamlar da bu şişeyi sallayan ellere. Bunu son derece ince hesaplanmış yöntemlerle yapıyorlar. Bazı reklam yaratıcıları kendilerini kiralık katile benzetiyor. Hedefe ateş ediyorlar. Başarırlarsa vurulan irademiz. Ölen ise mantıklı düşünme yeteneğimiz.

Şişeyi sallayanları sadece bildik yerlerde aramayın. Güvenilir görünen bazı programlar, haberler, aslında bubi tuzağı görevi yapabilir. Hatta en yakınlarınız, bu arzulara kapılmış, bilmeden heveslerinizi pompalıyor olabilir.

Çoğunlukla anne babalar çocuklarına acilen evlenmelerini tavsiye eder. Şişeyi sallar da sallar. Sonunda basınç galip gelir, şampanya patlar. Allah mesut etsin… Fakat Sarman’ın 3 Şartı yerine gelmemişse, ikinci patlama olasılığı da artar!

 

Peki, nedir Sarman’ın 3 Şartı?

 

Madem sordunuz söyleyeyim; Sarman’ın 3 şartı, yetenek, uygun koşullar ve sabır diyeyim. Kurabiye kuş mu yakalamak istiyor? Önce yeteneklerini geliştirmeli: Kıvrak olmalı, şimşek gibi gitmeli, çenesi hedefi sıkıca kavramalı ve tuttuğunu kaçırmayacak kadar güçlü olmalı. Sonra uygun koşullar olmalı: Göze batmayacağı bir yer bulmalı, patilerinin hışırdatacağı yapraklar olmamalı, kuşu uyaracak bir şey bulunmamalı. Sabır: Ani hareket etmemeli, adımlarını düşünerek, tam zamanında atmalı.

Bize ne kuştan, mı dediniz? Doğru; bunu siz insanlara uyarlayalım dilerseniz: Çok istediğiniz, fakat bütçenizi zorlayacak bir şey düşünün. Belki 3 yıl boyunca sıkışacaksınız. Bu kimisi için otomobil, yat kimi için villa veya ada olabilir. Hevesiniz şişenin içine sıkışmış, patlamak, dileğinize kavuşmak istiyorsunuz. Yakınlarınız bu isteği körüklüyor. Birkaç kişi sizi akla davet ediyor; sesleri çatlak geliyor.

Sarman’ın 3 şartını gerçekleştirdiniz mi? Yoksa kendinizi riske mi atıyorsunuz? Gerçekten hazır mısınız? Doğru zaman mı, riskler fazla mı, ertelemek faydalı mı? Yeteneğiniz veya şartlar uygun değilse, doğru zamanı bekleyecek sabrınız var mı? Yoksa acele edip, sonu ikinci heves patlamasıyla bitecek bir hamle mi yapacaksınız?

 

İkinci heves patlaması: Lastik Patlaması

Akıl devreye girmeden, şampanya gibi patlayan hevesler, genellikle aniden, lastik patlaması gibi söner. Tam gaz giderken, hafif sarsılmaya başlar, sonra yalpalar ve durmak zorunda kalır. İnat edilip gaza basılırsa kaza bile yapılır. Bu, ikinci patlamadır.

Şampanyadan ilk yudum zevkle alınır. Sonraki yudumlarda bu zevk unutulur, açılmamış daha pahalı şampanya şişesine göz takılır. Evlilik ayrılıklarla noktalanır; boşanma oranlarına bakınca bunun boyutları anlaşılır. Otomobilin bir üst modeli çıkar, eldeki beğenilmez olur. Tatsız bir sürpriz nedeniyle yatın taksitleri ödenmezse, haciz memurları “Ecceee!” der. Yatla beraber eldekiler de gider.

 

Patlamayan heves olur mu?

Heves kontrolü koşu yarışlarına benzer. Kimisi sadece 100m koşmaya çalışır. Bu kötü bir şey değil elbet. Fakat kısa vadeli düşünmenin getirdiği tatmin de genellikle kısa vadeli olur. 400m, 1500m ve maraton, sabır ve hesap gerektirir. Fakat tamamlandığında getirdiği tatmin daha fazladır. Maratonda nefes ayarlanır, patlamaların yerini istikrar alır. Yol daha uzundur ama sakatlanma şansı azalır. Nefes doğru ayarlanmadığında, uzun vadeli büyük zevke ve mutluluğa kolay kolay erişilmez. Hazır olmayan, yeterince sabredemeyen, kuşu kaçırır.

Patlamayan heves de olur elbet. Yeter ki iyice ölçülsün biçilsin, kendine göre heves seçilsin. Uygun şartlar beklensin, yeterince sabredilsin. İradeye hâkim olmak kolay değil. Önce kendini bilmek, sonra arzuya yenilmemek, güçlü reklamlara, hatta en yakınlara direnmek gerekir. Bu savaşı bazen kazanırsınız, bazen kaybedersiniz. Zaten her zaman kazandığınızda, erersiniz.

 

Sarman konuşur durur; siz neler dersiniz?

“Heves İki Kere Patlar!” için 1 Yanıt

  • Bülent Saldamlı diyor ki:

    Yetenek, uygun koşullar ve sabır doğru zamanda ve ortamda patlamanın isteğe uygun olmasını sağlayan faktörler, bunu kabullenmemek elde değil. Bence; bunlardan önce, insana oluşumunda bahşedilmiş olan akıl gelmekte!

    Aklın kullanılmasında öngörü ne kadar isabetli yapılırsa üç faktörün de o kadar tutacağını düşünüyorum.

    Sarman dedektife teşekkürler…

Yorum Yaz

        alpsaldamli.com Mobil Versiyon