Alp Hakkında

İlk gördüğü kitapla, okumaya yıldırım aşkıyla bağlandı ve asla kopamadı. 2 yaşında Bostancı’da denize girip, Karahummaya yakalandığında (daha masum görünsün diye Tifo da diyorlar) komada olmadığı zamanlarda yatışmasını sağlayan şey yine kitaplarıydı.

Yaşı büyüdükçe okudukları değişse de okuma aşkı hep, yıldırımla gelen sıcaklığıyla kaldı. Şimdi yeni Kindle’ıyla (amazon.com’un e-kitap okuma aracı) okumanın keyfini çıkarıyor.

Yazmayı öğrenir öğrenmez de yazmaya girişti. Önce şiirler, sonra hikâyeler…

İşletme okuyup, yüksek lisansını da bu konuda yapınca, bunu yazarlıkla nasıl birleştirebilirim diye düşündü. Reklam yazarı olmayı seçti. Yaklaşık 10 yıl süren bu dönem ona, başlık atma ve kıvrak yazma gibi pek çok konuda yetenekler kazandırırken, ruhen de bir miktar zedelenmesine neden oldu. Çünkü bir yandan da felsefe çalışıp, daha iyi ve ahlaklı bir insan olma yolunda ilerlemek istiyordu. Reklamcılıkla bu amacın pek de bağdaşmadığını görünce, hayatındaki reklam ajansı dönemini bitirdi. Şu anda reklam yazarlığı işini sadece iyi insanlar ve iyi ürünler için yapıyor.

Pazarlama Müdürlüğü, Uluslararası Kontratlar Müdürlüğü gibi işlerin ardından, serbest çalışmaya başladı.

Çevirmenlik hayatında, 5 tane çocuk/gençlik kitabı çevirisi ve bol bol da tanıtım malzemesi ve makale çevirisi var.

Yazarlık Hayatında, amatörce yazdığı şiir ve hikâyeler haricinde, Arena, Mobillife ve BMW Magazine gibi dergilerde yayınlanmış yüzlerce makale yer alıyor. Şu anda “Ferrari’sini Satan Bilge” tarzında bir felsefi roman üzerinde çalışıyor.

Blog hayatına 1999 yılında, daha ortada pek böyle şeyler yokken başlayan Alp, o zamanlar “Haven” diye bilinen, şimdi var olmayan sitede, yakın arkadaşlarıyla beraber çok sayıda yazı yazdı. Bu macera 2000’de sona erdi.

10 yıl sonra tekrar blog yazmaya başlamak, Alp’i heyecanlandırıyor! Bunun en büyük nedeni, blog yazmanın aslında tek taraflı olmaması, okuyucuların da buna katkıda bulunması, hatta sonraki yazılar için bir eksen bile belirlemesi.

Ekleyeceğiniz yorumlar ve yapacağınız katkılar, hem Alp’in yazma isteğini daha da artıracak hem buradaki yazıları biraz da size ait yapacak. Alp paylaşmayı seviyor, gelin siz de düşüncelerinizle yazılara katılın. Burası sizin de blogunuz olsun.

Sarman Dedektif Hakkında
Meraklı, olaylara dışarıdan bakmayı seven, biraz idealist, böyle olunca da gözüne batan acayiplikler hakkında eleştiri yapmaktan çekinmeyen bir sokak kedisi. Üslubu sert değil de biraz mizahi, üzmeden dalga geçer gibi.

Tam da sayfanın tepesindeki kedi… İşin garibi, bu kedi fotoğrafını gören herkes, bunun Alp’e çok benzediğini düşünüyor.

Alp’in içinde biraz Sarman, Sarman’ın içinde biraz Alp var. Bu yüzden bazı yazılarda Sarman tam kedi gibi davranır ve anlatırken, bazı yazılarda insan tarafı da ağır basıyor ve olayları daha bir Alp’in gözüyle anlatıyor. Yani bu yazılarda Alp ve Sarman birbirine karışıyor.

Hoşunuza gitmeyen şeyler olursa Sarman’a kızmayın. O sadece bir kedi, ne yapsın yani? Bu gibi durumlarda hedef olarak Alp’i seçmek daha iyi! Hoşunuza giden şeyler olduğunda Sarman’ın okşanmayı çok sevdiğini unutmayın, tabii fazla yılışık bir tutum da sert bir pati darbesiyle sonuçlanabilir. Alp de bir iki tatlı sözden hoşlanır hani! O sadece bir insan, ne yapsın yani?