Site İçi Arama
Kategoriler
Arşiv
Sarman´ın Tavsiyeleri

‘Genel’ Kategorisi Arşivi

 

Biz kediler 9 canlıyız! Herkes biliyor… İnanmazsanız şu fotoğraftaki pillere bakın!

İşin aslı kıvrağız, yükseklerden düşerken hayal bile edemeyeceğiniz hareketler yapar, çoğunlukla da dört ayak üstüne düşeriz. Bu hareketin ismi bile var: Kedi Düzeltme Refleksi. Nasıl oluyor, merak eden aşağıdaki filmi izleyip, görebilir.

Kedi Düzeltme Refleksi Filmi
Devamını oku »

 

 

Hiç sordunuz mu kendinize Sarman Dedektif ve diğer kediler neden sokakta gezmeyi sever diye? Çünkü sokaklar yalan söylemez. Ne kadar makyaj yapılırsa yapılsın, azıcık toprağı eşeleyince gerçekler ortaya çıkar. Bakmasını bilen, toplumun, ülkenin gerçeklerini, sokaklardan okuyabilir.

Çok mu abarttım? Bu nasıl oluyor, gelin size birkaç eğlenceli örnekle anlatayım.
Devamını oku »

Toraman

Geçenlerde Beşiktaş sahilinde kediler arasında pek popüler bir balıkçı barınağına gittim. Balıkçılar, işlerine yaramayan balıkları bizim tarafa fırlatıyor, biz kedilere güzel bir ziyafet çekiyor. Gariptir, bunca balık olmasına rağmen, başta Toraman, birkaç kedi, yiyebilecekleri kadar balıkla yetinmiyor, gelen tüm balıkları kendi önüne topluyor. Cılız 2-3 kedi ve birkaç yavru da hüzünlü bakışlarla avcunu yalıyor.

Kaşımı çatıp, gittim yanlarına… Umurlarında değil. Bir yandan göbek şişiriyor, diğer yandan acayip bir konuda sohbet ediyorlar. Yok efendim, bu balıklar, balık atan insanlar ve tüm doğa kendileri için yaratılmış. Evrende ne varsa her şey onların hakkıymış. En nazik, en akıllı, en bilgili, en üstün bunlarmış. Hiç kimse daha iyisini bilmez, yapamazmış. Kendileri dışındaki her kedi, ya aptal, ya zayıf, ya kalleş ya da yalancıymış.

Durumu anlayınca, bulaşmadım, uzaklaştım oradan. Fakat bu halleri beynimi içten içe kemirmeye devam etti. İnsanlar bizden daha zekiydi, bu acınası durumun üstesinden gelebilmiş miydi? Daldım aralarına araştırdım; bakın nelerle karşılaştım. Devamını oku »

Miço

Her ne kadar bağımsız olmayı severiz desek, bunu bin bir takla atarak her fırsatta belli etsek de biz kediler insanlara biraz da bağımlıyız. Özellikle de mahallenin ciğercisi haftada iki kere ziyafet çektiğinde, koşup gelerek bacağına sürtünmeye hazırız.

Bizim Miço, yolun karşısından telaşla işaret çakınca, ince durumu kavradım, anında yola atladım. Az daha, nedense Bağdat Caddesi civarında çok görülmeye başlanan kuyruksuz kediler gibi kalacaktım. Daldım sabit pazara, salakça üzerime koşan çocuğa, çığlık atan kadına aldırmadan soluğu ciğercinin önünde aldım.

Tam büyük biz zevkle ciğeri mideme indirmek üzere açtım ağzımı, Miço ne yumurtladı dersiniz? “Soğuk ciğerden nefret ediyorum!” İştahım kaçtı, aklım şaştı. Söyleyen yarım akıllı da olsa, soğuktan, ciğerden veya soğuk ciğerden neden nefret edilirdi? Bu iş göründüğü kadar basit bir yanlış kelime kullanımı değildi. Arkasında daha büyük, politik, ideolojik hatta beyin yıkamaya yönelik güçler vardı. Düştüm bu işin peşine ve bakın karşılaştım nelerle… Devamını oku »

Kurabiye

Sanılanın aksine, biz kediler her zaman içgüdülerle hareket etmez, her şeyi deneme/yanılma yoluyla öğrenmeyiz. İzleyerek, görerek de öğreniriz. Fakat öğrense de heveslerine yenilen çok olur. Hem de iki defa! Çünkü heves iki kere patlar!

Sokağın fırlama kedisi Kurabiye kuş avına çıkıyor… Saklanıyor, bekliyor, geriliyor, atlıyor. Fakat havada takla atıp, kuşun durduğu yere kafa üstü düşerken çenesini çat diye kapadığında, kuş 5 metre yukarıda kanat çırpıyor. Hatta bir de göz kırpıp, üzerine bombaları bırakıyor.

Kurabiye, hayatında sadece bir defa bir kuş yakalayabildi. O da iki kuşun yanlışlıkla havada birbirine çarpmasıyla, kısa süreli şaşkınlık yaşayarak yere düştükleri zamandı. Hemen atılıp, birini dişleri arasına aldı. Mahalleli hayretle gözlerini açtı… Tam işini bitirecek; az ötede diğer kuşu gördü. Artık yakalayabiliyor ya, zafer sarhoşluğuyla ağzındakini bırakıp, onu da yakalamaya sıçradı. Avlayamadığıyla kalmadı, elindekinden de oldu, Kurabiye.

Tanıdık geldi mi bu hikâye? Geldiyse beni takip edin. Heves niye patlar ne zaman patlar, niye iki kere patlar, beraber keşfedelim. Belki de bir çözüm yolu bulup, hevesi, bize oyun oynamadan nakavt edelim. Devamını oku »

Şimdi diyeceksiniz ki kedi başınla bize akıl konusunda meydan mı okuyorsun? Yok, ne haddime, ustam…  Siz ki uygarlıklar, nükleer santraller kuran; toprağı isterse verimli istemezse zehirli yapan, hoşunuza gideni kitleler halinde üretip, ters geleni aynı biçimde yok edebilen insanoğlusunuz. Biz kedilerin lafı mı olur?

Bilgiç Saruman

Fakat çok rastlıyorum: Bir bakışla, iki kelimeyle hırlaşıp birbirinize giriyorsunuz; eğlenirken gençleri havaya atıp, sonra elinizden kaçırarak omurgasını kırıyorsunuz. Ufacık bir makineye kırk kişi sıkışıp, çarpışan arabacılık oynuyorsunuz. Şimdi kim aptal kim akıllı? Yoksa bilinmeyen güçler mi var işin içinde?

Bu konuyu biraz deşeyim dedim… Bilgiç Saruman’a gidip, zekâ konusundaki son teorileri öğrendim. O söyledi ben dinledim; sonra durmadım dere tepe gezdim. Duyduklarımı sokağın gerçekleriyle birleştirdim. Hızımı alamadım sizle de paylaşayım dedim. Devamını oku »

Saat gece yarısını geçmiş… Paspas’la ben, iki kedi, ikisi de zırdeli, başladık Perili Ev’in yanında yaşayan Dük’ü kızdırmaya. Kulübesine bağlı zincir hareketini sınırlıyor, bize de dalga geçmek için fırsat doğuyor. Suratı kızardıkça kızardı, ondan sonra açtı ağzını yumdu gözünü, başladı aralıksız havlamaya.

Tosun

 

Birkaç evin ışığı yanınca bize ikilemek düştü; çünkü yukarıdan daha önce çook tanımlanamayan yabancı cisim düştü. Neşeyle kaçıyorduk, ama o ne? Biz UFO beklerken, üzerimize karanlık devasa bir gölge düştü. Ben derim yaban domuzu; Paspas diyor Gergedan. Zıp! Anında saklandık gölgelerin arasına. Bu cüsseli, korkunç yaratık çıksın diye sokak lambasının ışığına.

 

Ne görelim, o hantal gölge bir kediymiş… Meğer Tosun isimli kedi obezmiş. İnsanları anladık da olur mu hiç sokak kedisinin obezi? Nasıl silahlı kanun adamları obez olamazsa, sokak kedisine de yakışmaz hiç. Biri hırsızı katili tutamaz, diğeri kuşu fareyi. Çöp kutusuna bile tırmanamaz. Madem insanlardan geçmiş bu hastalık kedilere, ben de düştüm bu illetin peşine. Çok sordum, çok gördüm, öğrendiklerimi size anlatayım diye. Mahalleli kedileri korumaya aldım bile. Devamını oku »

Kekik

Biz kediler ezelden beri hür yaşar ve film izlemeyi severiz. Eskiden açık hava sinemalarında bu iş çok kolaydı. Fakat şimdi de zor değil, çünkü evlerde dev ekranlar var. Tırmanınca ağaca, cam perde tam karşımızda. Beğenmedin mi, çık bir üstteki dala. Bir de pencere açıksa, sesini de duyarız. Dünyaları unutur, eğlenceye dalarız.

Her şey iki gece önce “Ada” isimli yerli filmi izlerken başladı. Kekik öyle bunaldı ki tiz bir çığlık attı. Dört yandaki evlerden insanlar, camlara fırladı. Daha fazla dayanamadık indik aşağıya. Başladık kötü film niye kötüdür, en fenası hangisidir, diye tartışmaya. Devamını oku »

Genç kediler ağızları bir karış açık İstanbul’un boş caddelerine bakarken,  biz şaşırmayız, çünkü biliriz: İnsanların büyük kısmı şehri terk ettiyse, bayram gelmiştir! Geride kalanlar da garip şekilde cesaretlenir. Kendilerini evin dışına atar, normalde gitmeyi akıllarından geçirmedikleri, şehrin erişilmez, uzak köşelerine yol alırlar.

Sarman Dedektif bu fırsatı kaçırır mı? Aldım otoparkları göz hapsine, biri yola çıkarsa, dalıveririm otomobile. İşin sırrı şimşek hızıyla harekette, otomobil durana kadar merakına hâkim olup, kapıların açılacağı yeri beklemekte.

Dingil

 

Cesaret ve hüner ister bu operasyon, hemen bin, anında in, asla çaktırma, geri dönerlerken sakın kaçırma. Yoksa sonun, alışveriş merkezi otoparkının en dip katında mahsur kalan Dingil gibi olur. Aç susuz, karanlıkta kalırsın, bir de yolunu bulamayacak kadar “Dingil’sen kurtarsınlar diye ağlarsın.

Şans yüzüme güldü; daldım sarı tüylü adamla, parlak gözlü kadının arabasının arka koltuğuna. Ruhları duymadan taşıdılar Sarman Dedektifi oradan oraya. Onlar anlattı ben dinledim, günümü gün ettim. Balık mevsimi gelmiş… Hem de şık bir sürprizle! Devamını oku »

Bir sokak kedisi istemezse, onu hiçbir insan bulamaz. Hatta benim gibiyse, alışveriş merkezlerinizde dolaşıp, toplu taşıma araçlarınızla gezer tozar; ruhunuz duymaz… Bütün iş, doğru zamanlama, hız ve soğukkanlılıkta.

Daçmin

 

Geçen hafta Karaköy tayfasından, Daçmin’i ziyaret ettim. Adı gibi egzotik zevkleri var. Önce İstanbul Modern’i gezdik. İnsanlara Perşembe günleri bedava, fakat yine de buraları hep tenha.  İçeri sızmak için alt kapıyı kullandık, otomatik kapıyı kolayca atlattık. Öyle eserler var ki orada bazıları beni içine çekiyor. Bakarken dakikalar uçup gidiyor.

 

Müzeden sonra, attık kendimizi yandaki nargilecilerin oraya. Burası tam bir kedi cenneti. Rengârenk rahat yastıkların arasına karıştık, Daçmin’in yakaladığı size fazla egzotik gelecek lezzetlerden atıştırdık. Uzandık en konforlu, göze batmayan yere; başladık garson yakalamaya çalışan adamın komedisini izlemeye… Devamını oku »

        alpsaldamli.com Mobil Versiyon