Site İçi Arama
Kategoriler
Sarman´ın Tavsiyeleri

Eylül 2011 Arşivi

Şimdi diyeceksiniz ki kedi başınla bize akıl konusunda meydan mı okuyorsun? Yok, ne haddime, ustam…  Siz ki uygarlıklar, nükleer santraller kuran; toprağı isterse verimli istemezse zehirli yapan, hoşunuza gideni kitleler halinde üretip, ters geleni aynı biçimde yok edebilen insanoğlusunuz. Biz kedilerin lafı mı olur?

Bilgiç Saruman

Fakat çok rastlıyorum: Bir bakışla, iki kelimeyle hırlaşıp birbirinize giriyorsunuz; eğlenirken gençleri havaya atıp, sonra elinizden kaçırarak omurgasını kırıyorsunuz. Ufacık bir makineye kırk kişi sıkışıp, çarpışan arabacılık oynuyorsunuz. Şimdi kim aptal kim akıllı? Yoksa bilinmeyen güçler mi var işin içinde?

Bu konuyu biraz deşeyim dedim… Bilgiç Saruman’a gidip, zekâ konusundaki son teorileri öğrendim. O söyledi ben dinledim; sonra durmadım dere tepe gezdim. Duyduklarımı sokağın gerçekleriyle birleştirdim. Hızımı alamadım sizle de paylaşayım dedim. Devamını oku »

Saat gece yarısını geçmiş… Paspas’la ben, iki kedi, ikisi de zırdeli, başladık Perili Ev’in yanında yaşayan Dük’ü kızdırmaya. Kulübesine bağlı zincir hareketini sınırlıyor, bize de dalga geçmek için fırsat doğuyor. Suratı kızardıkça kızardı, ondan sonra açtı ağzını yumdu gözünü, başladı aralıksız havlamaya.

Tosun

 

Birkaç evin ışığı yanınca bize ikilemek düştü; çünkü yukarıdan daha önce çook tanımlanamayan yabancı cisim düştü. Neşeyle kaçıyorduk, ama o ne? Biz UFO beklerken, üzerimize karanlık devasa bir gölge düştü. Ben derim yaban domuzu; Paspas diyor Gergedan. Zıp! Anında saklandık gölgelerin arasına. Bu cüsseli, korkunç yaratık çıksın diye sokak lambasının ışığına.

 

Ne görelim, o hantal gölge bir kediymiş… Meğer Tosun isimli kedi obezmiş. İnsanları anladık da olur mu hiç sokak kedisinin obezi? Nasıl silahlı kanun adamları obez olamazsa, sokak kedisine de yakışmaz hiç. Biri hırsızı katili tutamaz, diğeri kuşu fareyi. Çöp kutusuna bile tırmanamaz. Madem insanlardan geçmiş bu hastalık kedilere, ben de düştüm bu illetin peşine. Çok sordum, çok gördüm, öğrendiklerimi size anlatayım diye. Mahalleli kedileri korumaya aldım bile. Devamını oku »

Kekik

Biz kediler ezelden beri hür yaşar ve film izlemeyi severiz. Eskiden açık hava sinemalarında bu iş çok kolaydı. Fakat şimdi de zor değil, çünkü evlerde dev ekranlar var. Tırmanınca ağaca, cam perde tam karşımızda. Beğenmedin mi, çık bir üstteki dala. Bir de pencere açıksa, sesini de duyarız. Dünyaları unutur, eğlenceye dalarız.

Her şey iki gece önce “Ada” isimli yerli filmi izlerken başladı. Kekik öyle bunaldı ki tiz bir çığlık attı. Dört yandaki evlerden insanlar, camlara fırladı. Daha fazla dayanamadık indik aşağıya. Başladık kötü film niye kötüdür, en fenası hangisidir, diye tartışmaya. Devamını oku »

Genç kediler ağızları bir karış açık İstanbul’un boş caddelerine bakarken,  biz şaşırmayız, çünkü biliriz: İnsanların büyük kısmı şehri terk ettiyse, bayram gelmiştir! Geride kalanlar da garip şekilde cesaretlenir. Kendilerini evin dışına atar, normalde gitmeyi akıllarından geçirmedikleri, şehrin erişilmez, uzak köşelerine yol alırlar.

Sarman Dedektif bu fırsatı kaçırır mı? Aldım otoparkları göz hapsine, biri yola çıkarsa, dalıveririm otomobile. İşin sırrı şimşek hızıyla harekette, otomobil durana kadar merakına hâkim olup, kapıların açılacağı yeri beklemekte.

Dingil

 

Cesaret ve hüner ister bu operasyon, hemen bin, anında in, asla çaktırma, geri dönerlerken sakın kaçırma. Yoksa sonun, alışveriş merkezi otoparkının en dip katında mahsur kalan Dingil gibi olur. Aç susuz, karanlıkta kalırsın, bir de yolunu bulamayacak kadar “Dingil’sen kurtarsınlar diye ağlarsın.

Şans yüzüme güldü; daldım sarı tüylü adamla, parlak gözlü kadının arabasının arka koltuğuna. Ruhları duymadan taşıdılar Sarman Dedektifi oradan oraya. Onlar anlattı ben dinledim, günümü gün ettim. Balık mevsimi gelmiş… Hem de şık bir sürprizle! Devamını oku »

        alpsaldamli.com Mobil Versiyon