Site İçi Arama
Kategoriler
Sarman´ın Tavsiyeleri

Ağustos 2011 Arşivi

Bir sokak kedisi istemezse, onu hiçbir insan bulamaz. Hatta benim gibiyse, alışveriş merkezlerinizde dolaşıp, toplu taşıma araçlarınızla gezer tozar; ruhunuz duymaz… Bütün iş, doğru zamanlama, hız ve soğukkanlılıkta.

Daçmin

 

Geçen hafta Karaköy tayfasından, Daçmin’i ziyaret ettim. Adı gibi egzotik zevkleri var. Önce İstanbul Modern’i gezdik. İnsanlara Perşembe günleri bedava, fakat yine de buraları hep tenha.  İçeri sızmak için alt kapıyı kullandık, otomatik kapıyı kolayca atlattık. Öyle eserler var ki orada bazıları beni içine çekiyor. Bakarken dakikalar uçup gidiyor.

 

Müzeden sonra, attık kendimizi yandaki nargilecilerin oraya. Burası tam bir kedi cenneti. Rengârenk rahat yastıkların arasına karıştık, Daçmin’in yakaladığı size fazla egzotik gelecek lezzetlerden atıştırdık. Uzandık en konforlu, göze batmayan yere; başladık garson yakalamaya çalışan adamın komedisini izlemeye… Devamını oku »

Yaz sıcakları geldi bir rehavet çöktü. Sadece biz kedilere özgü de değil bu; bakıyorum insanlar sokaklarda zombi gibi dolaşıyor. Şuursuz ağır aksak adımlar, boşluğa bakan ifadesiz suratlar pek bir matrak oluyor.

Bizi tanımayan, gündüz uyurken görüp uykucu, tembel sanır. Bilmez ki biz gündüzleri dinlenir, geceleri eğleniriz. Uyurken de insanoğlu gibi savunmasız değil, her an tetikteyiz. Mesela bizim Mırmır, cami duvarına uzanıp uyumaya bayılır. Nedense orası korumalı bölgedir, daha az kişi sataşır.

Bilimle uğraşanlar “etkinlik döngüsü” diye bir şey keşfetmiş: At, inek, insan gibi bazı canlılar, gündüz daha aktif, daha verimliymiş. Kemirgenler, biz kediler, pek çok böcek gibi bazıları da gece hareketlenirmiş. Karşı çıktın mı doğana, etkinliğin düşüyor, verimliliğin nal topluyor. Fabrikalarda yapılan araştırmalar da bunu doğruluyor.

Fakat insanoğlu farklı olacak ya, kimileri bilimsel gerçekleri delip geçmeye çalışıyor. Bunlar için esas hayat gece başlıyor. Kimdir bu kural tanımazlar, neler yaparlar? Neden doğaya karşı çıkarlar? Gececiler mi üstün gündüzcüler mi? Devamını oku »

Köşede bir fırın var, biz mahallenin kedileri çok severiz. Simit yaparlar, tepside kalan susamları kuşlara atarlar. Bir güvercin bir serçe, sorma gitsin… Sanki panayır yeri! Sayıları çok olunca bulaşılmıyor, o kadar kanat, gaga en dayı kediyi bile kaçırıyor. Yine de Paspas’la gider, bakar bakar, ah çekeriz; yakalayamasak da heyecan yapar eğleniriz.

Ramazanda günbatımına yakın bu fırını daha bir severiz. Bir yığın insan toplanır fırının önünde, huşu içinde sıralanır. Sabah aceleden önündeki kedinin kuyruğuna basanlar, burada huzurlu, sabırlıdır. Hele sıcak günlerse, önemli bir irade savaşı vermiş, kazanmıştır. Başarmanın mutluluğu yüzüne yansımıştır. Sıcak pide adeta, bu ortak seremoninin sonunda, hepsinin göğsüne takılacak irice bir madalyadır.

 

Peki, içeride o kadar ekmek ve önceden çıkmış pide varken, neden bu insanlar kuyruğa girer, illa da sıcağını bekler. Ben pek anlamam, ama sanırım bunda tereyağının parmağı var. Pideler çıkar, şanslı insanlar teker teker evlerine dağılır. Arkalarında sıcak pidenin baştan çıkaran kokusunu bırakır. Kalanlar ise, biraz daha sabret der, kendi kendilerine.

Esas, görünmez kahramanları kimse bilmez, Paspas ile ben biliriz. Devamını oku »

Bazı insanların kedileri vardır; bütün kedilerin insanları.

Biz kediler, sokakta dolaşırken, hangi insanları etki altına alabileceğimizi biliriz. Hangilerine bulaşmayacağımızı kokularından ayırt ederiz. Kedilerin ustalık alanları farklıdır: Kimi aşar geçer en yüksek engelleri, kimi en somurtuk insana sevdirir kendini. Kimi aklına koyduğu kuşu dalda bırakmaz, kimi düşer de onuncu kattan burnu bile kanamaz. Pek çoğu da öyle özel bir işe yaramaz. Kedidir… İşini bilir, sevimlidir.

Ekskavatör nedir, merak edenlere.

Fakat insanlar öyle mi? Bir insan öyle çok konuda ustadır ki… Değildir de kendisini öyle sanır. Olan biteni en iyi o anlar. En güzel filmi, diziyi, yemeği o bilir. Her şeyin doğrusu onun dediğidir. En büyük takımı o tutar. Yaptıkları hep en iyisidir. Eleştirenler delinin delisidir. Kapar gözünü, tıkar kulağını, kafasındaki neyse, doğru odur. Sorgulanamaz, değiştirilemez, ekskavatörle girişsen yerinden edilemez.

 

Benim de çok insanım var, fakat bir tanesi daha başka. Çıktım mı gözlem kuleme, biterim penceresinin yanı başında. Ruhu duymaz, ben onu her canım istediğinde izleyip, dinlesem de. Adını Şaşar koydum. Kafası biraz çalışsa da önde gidenidir saftiriğin. Şaşar’ın sahte ustalardan başına gelenleri bir de benden dinleyin…
Devamını oku »

        alpsaldamli.com Mobil Versiyon